Esrar | Esrar, esrar nasıl yetiştirilir, esrar resimleri - Part 2
Esrar.Net Forum
Eki 18

Merhaba arkadaşlar.

16 Ekim Perşembe günü akşam saat 20.00 civarında arkadaşlarımla birlikte kahvede oturuyordum. Oturduğum kahve her zaman takıldığım, iyi kötü tüm arkadaşlarımın takıldığı kahve.

Bu arkadaşlarımın içinde kirli işler yapanlar da var. Bunlardan birisi Y. isimli arkadaşım. Henüz 22 yaşında. Askerlikten muaf tutuldu kalp sorunları nedeniyle. Ve bu arkadaşım ne yazıkki Esrar satıyordu.

Son günlerde kendisini büyükleri olarak defalarca uyarmış olmamıza rağmen, bu işe devam ediyordu.

Neyse gelelim 16 Ekim akşamına. Y. isimli arkadaşıma telefon geldi. Tabii birisi alışverişe gelmişti. Y. dışarı çıktı. Aradan 10 dakika geçti ve polisler geldi.

Herkese kimliklerini çıkartmasını, aranması ve kaydı olanlarında ayrıca belirtmelerini söyledi. Daha önce Esrar içiciliğinden kaydım vardı. Ancak denetimli serbestlik cezamın infaz edilmiş olmasından dolayı sesimi çıkartmadım.

Başka bir arkadaşımında kaydı vardı. 7 ay cezaevinde yattıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Bu arkadaşımın ismini okudu polis. Neden kaydın olduğunu söylemiyorsun dedi. Arkadaşım da, benim henüz suçum sabit değil, mahkemem devam ediyor dedi.

Ben de eğer kayıt arıyorsanız benimde kaydım var dedim. Polis dışarı çıktı. Tekrar içeri girdi ve, kimliklerinizi alabilirsiniz biz aradığımız adamı bulduk dedi. Polis kimliklerimizi verdikten sonra tekrar dışarı çıktı. Bizde peşinden dışarı çıktık. Sonra bir başka arkadaşımı kenara çekip konuştu biraz. Arabaya bindi tam gidiyordu tekrar indi arabadan.

Erhan kim diye sordu. Benim dedim. Hangisi senin araban diye sordu. Gösterdim arabamı. Aç bakalım torpidosunda ne var dedi. Ben emindim birşey olmadığından. Ama yine de taklaya gelmekten korktum. Açtım torpidoyu birşey çıkmadı tabii.

Polis bana, adamını yakaladık dedi. Öyle deyince bende “sen benim adamımı yakalayamazsın” dedim. Peki o zaman bin arabana emniyete gidelim dedi. Atladık gittik. Tabii ben hiçbir suçum olmadığı için geniş geniş konuşuyorum. Polis bana 1 laf söylese ben ona 3 laf söylüyorum.

Derken emniyete geldik. Baktım ki Y. üzerindeki Esrar fişekleri ile birlikte yakalanmış. Bana hiçbir şey söylemediler. Oturdum bekledim, bekledim, bekledim.

En sonunda iddialara bakarken, aracımın plakasını gördüm. Meğer ben Y. ile birlikte Hacıhüsrev’e gidip Esrar almışım. Sözde bunu Y. beyan etmiş.

Gece nezarete atıldım. İfadeleri imzalamak için çağırıldık. Aracım ile karşıya geçip Esrar getirildiği yazıyordu. Ben imzalamam bunu dedim. Y. de imzalamam dedi. Beni dışarı çıkarttılar. Nasıl imzalattıysalar Y. arkadaşıma o ifadeyi imzalatmışlar.

Sonra beni çağırdılar bak Y. imzaladı sende imzala dediler. Bende ne olursa olsun imzalamayacağımı söyledim. Evim için arama izni çıkartacaklarını, birşey bulamayacak olsalar bile beni rezil edeceklerini söylediler. Birşey bulamadığınız sürece rezil olmam ben, suçsuzluğum kanıtlanır hadi gidelim dedim. Tabii arama vs gibi durumlar olmadı. Dolayısıyla ben iddiaları reddetmiş oldum.

Bu arada baro’dan bir avukat geldi. Bu kadar mal bir adam görmedim hayatımda. Savsak herifin teki. Ne konuşmayı biliyor ne moral vermeyi ne başka birşeyi. Zaten geldi. Ona ifadelerimizi verdik. Benden istediğiniz birşey varmı dedi. Git ailemi bul bana iyi bir avukat bulsunlar dedim. Ben varım ya filan dedi. Ben kendimi senden iyi savunurum dedim.

Neyse geceyi nezarette geçirdik. Bize dışarıdan gönderilen yemekleri de polis arkadaşların afiyetle yediğini, bize vermediğini öğrenmiş olduk bu arada.

Dün sağlık kontrolünden geçtikten sonra adliyeye sevk edildik. Önce savcı’ya çıktık. İfadelerimizi verdik. Y. orada da ifadeyi zorla imzalattıklarını, benimle arabama binecek kadar samimi olmadığını anlattı. Buna rağmen savcı tutuklanmak üzere hakim’e sevketti bizi.

Bu arada savcıya ifade verirken bizim avukat aptal aptal cümleler kurdu. Dışarı çıkınca avukata sakın hakimin yanında böyle saçma sapan konuşma. Gerekirse senin savunmanı reddederim dedim. Adam durup dururken başımızı yakacaktı.

Dışarıda biraz daha bekledik. Ve hakim önce Y. isimli arkadaşımı çağırdı. Y. dışarı çıktıktan sonra beni çağırdı. Gittim adam gibi ifademi verdim. Gerekirse aracımın ogs kayıtlarının incelenebileceğini, Y. ile çok samimi olmadığımı vs anlattım. Y. isimli arkadaşımı tekrar içeri çağırdı. Ve karar.. dedi.

Erhan’ın tahliyesine, Y. isimli şahsın tutuklanmasına…

Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Y. gerçekten o işi yapıyordu. Ama insan yinede üzülüyor. Nitekim şimdi dışarıdayım. Ama bu bana hayatımın en büyük derslerinden birisi oldu.

Dolayısıyla gördüm ki, bir hakimin iki dudağının arasındaydı hayatım. Allah kimseyi o duruma düşürmesin. Gerçekten çok kötü bir durum. Yaşamadan anlamak zor olur. Allah kimsenin anlamasını da nasip etmesin.

Demekki çevrenize, çevrenizde olan bitene, yanınızda gezdirdiğiniz adamlara çok dikkat etmek gerekiyor.

Bu arada kesinlikle Y. benim aleyhime ifade vermemiştir. Beni ilk alan polisi laflarımla ezdiğim için, o da bana kıllık yapıp Y. isimli arkadaşa o ifadeyi zorla imzalattırmıştır.

Ayrıca bu olay ile gerçekten ilgim olsaydı, bunu burada yazmazdım. Aklınızdan acaba diye birşey geçmesin lütfen. Esrar kullandım ama satışı ile vs hiçbir zaman işim olmamıştır, olmayacaktır.

Eki 11
AMATEM- Danışma Hattı: 0 212 660 0026
A.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim dalı
Gazi Ü. Araştırma Hastanesi
Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Resmi ve özel hastanelerin psikiyatri klinikleri veya uzman hekimleri
Psikiyatri uzmanları ve konu ile ilgilenen psikologlar
Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezinden Tel: 0 212 527 16 83 Fax:0 212 522 84 63 bilgi alınabilir. Ancak, Yeşilay bir tıp ve tedavi merkezi olmayıp, bilgilenme yeridir.
Eyl 26
Güzel bir hikaye :)
icon1 admin | icon2 Genel konular | icon4 09 26th, 2008| icon32 yorum »

Tavşan ormanda koşuyormuş. Koşarken bir bakmış bir zürafa ağaca yaslanmış esrarı sarmış tam yakacakkk “Dur zürafa kardeş! Kendini bu şekilde zehirleme gel sende bana katıl beraber ormanda koşalım.”

Zürafa; “Olur tavşan kardeş” demiş ve tavşanla zürafa ormanda balamışlar koşmaya.

Bi bakmışlar ki koşarken ileride bi tane fil. Fil açmış masayı önüne almış eline kredi kartını kokaini kırıyor, şekil veriyor tam boru haline getirdiği parayla kokaini çekecekken tavşan hemen başlamış bağırmaya. “Dur fil kardeş, kendini bu şekile sokma. Bak ben ve zürafa kardeş ne güzel koşuyoruz oramnda gel sende bize katıl.” Zor bela fil’i ikna etmişler.

Önde tavşan arkada zürafa, fil delice koşmaya başlamışlar ormanda. Tavşan bi bakmış ileride bi tane aslan. Koluna lastiği bağlamış, eroini damara verecekken tavşan gene başlamış konuşmaya. “Dur aslan kardeş yapma, gel sende bizimle koş ormanda.”
Aslan sert sert bakmış tavşana “Anasını ziktimin tavşanı” demiş, patlatmış yumruğu. Tavşan 2.80 uzanmış.

Zürafa ve fil hemen sert çıkışmış aslana “Ya aslan kardeş, o bizim iyiliğimizi istiyor sende kalkıp vuruyorsun ona.” Aslan cevap vermiş; “Ne diyorsunuz lan siz? O anasını ziktimin tavşan’ı ne zaman exstasy’i atsa bütün ormanı peşine takıp koşturuyor!”

:) :)

Allah düşürmesin arkadaşlar. Kimyasal işi çok yaş. Allah kimseyi kimyasal müptelası yapmasın. Amin.

Eyl 23

Zamanın birinde ülkemizde esrar kullanımı iyice artmış. Bizim sevgili padişahlarımızdan birisi de (ismi lazım değil. Zaten bilmiyorum) giyinmiş sıradan elbiselerini. Halkın içine karışayım da bakayım bu esrar denilen maddeden ne anlıyorlarmış diye düşünüp dışarı çıkmış. Vezirini de yanına almış tabii.

Deniz aşırı bir yere gideceklermiş. Bi kayıkçı bulmuşlar. Bizi götürürmüsün demişler. Kayıkçı da kabul etmiş. Neyse bunlar yola çıkmışlar.

Felan filan derken kayıkçı yapıştırmış bi üçlü. :) Vezir’de tam yerine düştük diye geçirmiş içinden. Aynen padişahta öyle. Padişah sormuş kayıkçıya. Ne ayaksın birader, ne içiyorsun sen öyle bakayım diye.

Kayıkçı da anlatmış. Esrar içiyorum demiş. Alacaksan al bi duman demiş. Padişahta ayağına gelen fırsatı değerlendirmiş. Almış bir duman. Bir duman daha, bir duman daha derken bizim padişahın kafası bi milyon olmuş.

Neyse bu sefer padişah kimliğini itiraf etmiş kayıkçıya. Ben padişahım. Bu esrar maddesini neden içtiğinizi anlamak için bu kılıkla çıktım dışarı demiş.

Bizim kayıkçı da vezire dönmüş.

-a.k iki duman aldı kendini padişah zannediyor demiş.

Var mı iki duman alıp kendisini padişah zanneden. Şahsen uçak zannedeni gördüm de, padişah zannedeni göremedim henüz :)

Sonraki mesajlar »